TEBRİZ
 
 
Ulaşım
Tebriz'e ulaştığınız ilk yer, otobüs termınali ise, kişi başı 1.000 tümen ödeyerek dolmüş taksiyebinin ve şehir merkezindeki Caha Rah-e Şehnaz' (Cahar : Dört, Rah : Yol) gidin.
Tebriz'e trenle ulaştıysanız is tasyon (Farsça : Rah Ahen )  çıkışında gene dolmüş taksilerden birine binerek Cahar Rah-e Şehnaz'daki şehir merkezine gidin.
Tarih
Tebriz'in tarihsel geçmişine ait görüşler tartışmalıdır.Kimi tarihçiler, milattan öncesine kadar giden bir geçmişten sözederken diğerleri Tebriz'in parlak döneminin iran'a islamın gelişiyle başladığını söyler. Ancak arkeolojik kazılara göre Tebriz'in beş bin yıllık bir geçmişi olduğu kanıtlanmıştır.
Arap güçlerinin Tabriz'i işgali, 642 yılına rastlar. Moğol işgali sırasında tahrip edilmeyen birkaç şehirden biri olaran Tebriz, şanslıdır. Safeviler devrinde Tebriz, bir süre için iran'in başkenti bile olmuştur. Arg-e Tebriz isimli Tebriz kalesi bu dönemden günümüze kadar kalabilmiş eserler arasındadır. Daha sonra Şah Tahmasb döneminde başkentlik görevi Kazvin şehrine verilmiştir. Bunda Osmanlı saldırılarından uzaklaşma isteğinin etken olduğu kesindir.
Tabriz'deki birçok tarihi eser, çeşitli dönemlerde yaşanan depremlar yüzünden yıkılmış ve kaybolmuştur. Safevilerden  sonra gelen kacarlar döneminde Tebriz gene başşehir olmuştur. Bu dönemde sürekli olarak Osmanlı ve Rus ordularının akınlaryla karşılaşan şahir, 20. Yüzılın başlarında uzun bir süre Rus işgali altında kalmıştır. Bu dönemden kalan en önemli miras, Azerbaycan sınırına kadar uzanan demiryolu hattı olmuştur.Son yüzyılda Tebriz'in iran tarihindeki rolü büyük oldu.1906'da "Anayasal Hareketlenme" diye bilinen siyasi olaylar sırasında Tabriz, merkez durumundaydı. 1950'de petrolün millileştirilmesi çalışmalarında ve 1978'den itibaren yaşanan islam Devrimi sırasında da Tebriz, hep önemli bir merkez olmüştur.
Çok sayında ünlü şairler yetiştirmesiyle tanınan Tebriz, dünyada şairleri için özel olarak yapılmış bir "Şairler Mezarlığı"na sahıp olan tek şehirdir.
Tebriz'in yetiştirdiği ünlü şairler arasında Saib Tabrizi, Ohadi Maraghani, seikh Mahmood Shabistani sayılabilir. Son dönemde yaşamış olan en ünlü şair ise hiç kuşkusuz Şehriyar'dır. Bu şairin asıl ismi: Seyyid Muhammed Hüseyin Behçet Tebrizi'dir. Şehriar'ın en tanınmış eseri olan "Heydar Baba" şiiri, Tebrizlilerin dillerinden düşürmediği bir şiirdir. Bu şiirden bir bölümü kitabımızın "irandaki Etnik Gruplar" bölümünde Azeriler başlığı altında bulabilirsiniz.
Günümüzde Tebriz
Şehrin eski geleneğinde hemen bütün evler konak yapısındaydı, mutlaka bahçeli, meyve ağaçlı ve havuzlu olurdu. Günümüzde bu konaklardan  
 
 
 
(Kapalı Çarşı (Bazaar
 
 
İstanbul'daki kapalıçarşının çok daha egzotik, daha yerel ve daha kalabalık bir şekli olan Tebriz'deki kapalıçarşı İran'daki benzerlerinden çok farklı değildir. Ama İran'a karayoluyla yeni gelenlerin karşılaşacağı ilk kapalı çarşı bakımından onlara çok mistik, heyecan verici ve egzotik gelecektir.
Bu çarşının labirent gibi yollarında kaybolun, önünüze çıkan herhangi bir sokağa sapıp gezin. Yorulduğunzda mutlaka bir çayhaneye rastlayacaksınız. Burada bir bardak İran çayı içerek dinlenin.Bu sırada, etrafınızdaki kişilerle Türkçe olarak sohbet edebilirsiniz.
Pazar, tahminen bin yıllıktır. Günümüzdeki halini 15. Yüzyıldan beri koruduğu söyleniyor. Bazarın iç yollarının 3.5 kilometre uzunluğunda olduğunu, içinde 7350 dükkan ve 24 kervansaray bulunduğunu söylersek büyüklüğünü biraz daha iyi anlatmış oluruz.
Bütün çarşı genel olarak beş bölüme ayrımıştır. Bunlar: halıcılar, baharatçılar, kuyumcular, ayakkabıcılar ve genel ev malzemeleri bölümleridir. Pazar'ın bir bölümü Tebriz'in ortasından greçen "Kuru Çay" isimli nehrin öteki yakasına geçmiş durumdadır. Burada da bakırcılar ve çeşitli gıda maddeleri (peynirciler, hurmacılar, balcılar, helvackılar ve tereyağcılar) bulunur.
Pazarın içinde yer alan özel bir bölüm olan "Timçe Bazar" daha iyi korunmyş dekoru ile sizi eski zamanlara götürebilir.
 
 
 
İlgölü
 
 
Tebriz'de, şehrin yoğun trafiğinden biraz uzaklaşıp dinlenmek için gidilecek en uygun yer, İlgölü'dür. Burası geniş bir havuzun etrafındaki bir park alanıdır. Tebrizlilerin geceleri çok rağbet ettiği bu yerde bulunan büyük havuzun ortasındaki lüks restoran, Kacar döneminin saraylarından birisidir ve restore edilerek kullanılmaya başlanmıştır
 
(Mescid-i Kabud (Mavi Cami
 
1465'tebriz da yapılmış olan Mavi Cami (Mescid-i Kabud) geçirdiği birçok depremden sonra harabe haline gelmişti. Ancak son zamanlarda iyi bir şekilde restore edilmiştir. Caminin içindeki ve dışındakı çiniler güzalliğini hala korumakta ve bu camiye "İslam'ın Turkuvazı" adının verilmesini haklı çıkartmaktadır. Caminin duvarlanna "Allah" adı, mavi çinilerle Arap harfleriyle yazılmış ve bu yazı çeşitli şekillerde tekrarlanmıştırç Bunların 1001 tane olduğu söylenir.
Camiye 17 merre yüksekliğindeki büyük bir giriliyor.Daha sonra geniş bir alan sunan ana yapıyı göre ters tarafta bulunan küçük odayı, görmeden geçmeyin. Burası, Karakoyunlu Şahları'nın alt bölümleri mermer, üst kısımları ise altın ve lapis taşlarıyla işlenmişti.
Karakoyunlulardan Cihan Şahın türbesi birkaç basamakla inilen mahzen gibi bir yerdedir.
Mescid'in bahçesi "Khagani Bahçesi" diye bilinir. Burda 12. yuzyılda yaşamış olan ünlü Azeri şairi Afzaladdin BedelKhagabi'nin bir heykeli var

Azerbaycan Müzesi
 
 
 
Müze, Mescid-i Kabud'un hemen yanındadır. Ahşap giriş kapısıyla ve bahçesindeki iki tane taştan koyun heykeliyle dikkatinizi çekecektir.
Müze, 1957'de hizmete açılmış ve 1962'da yenilenmiştir. Müzedeki eserler arasında bulunan Hasanlu Bölgesi'nden getirilmiş iki iskeletler yüz yüze yatırılmış durumda bulunduğu için "aşıklar" ismini vermişler.
Müzede ayrıca Sasani döneminden kalma gümüş işleri, Akamenid döneminden kalan su kapları, küçük Loristan bronzları ve Nişabur'dan gelme bazı toprak kaplar gibi eserler sergilenmektedir. 
Müzede bulunan etnolojik eserler bölümünde, bölgede yaşayan çeşitli göçebelerin ve kabilelerin giysilerinden ve eşyalarından örnekler vardır. "Anayasal Devrim" bölümünde ise Tebriz'in yakın tarihine ait siyasi olaylardan fotoğraflar ve belgeler görülebilir.
Müzenin alt katında bulunan modern sanatlar bölümündeki metal malzeme ile yapılmış olan heykeller de ilginç
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kendovan
 
 
 
Tebriz'in 65 kilometre kadar dışındaki bu yeri, Tebriz şehir içi sayfalarına aldık. Burası bizdeki Kapadokyanın küçük bir modeli gibi olan ilginç bir köydür. Kendovan isminin Türkçedeki "Gündoğan" olduğunu söyleyen de var, Gend = şeker ve kovan = Bal kovanı anlamına geldiğini söyleyen de var.
Kendovan'a ulaşmak için Felestin Sokağı'ndan Osku yönüne hareket eden minibüslere binmelisiniz.
 
Osku'dan sonra köy dolmuşlarıyla Kendovan 15 kilometre kadar uzaklıkta kalıyor. Burada konaklamak için köy evlerini araştırın. Evini size açacak birileri mutlaka olacaktır. Tebriz'den taksi tutarak kendovan'a gitmek, taksiyi orada bekletip aynı taksiyle dönmek isterseniz bu gezi için 40 bin tümen kadar bir ücret ödemeniz gerekebilir.
Kendovan, özellikle Cuma günleri yoğun bir yerli turist akınına uğrar. Serinletici derenin başinda Tebrizliler piknik yapar, her yerde Chelo Kebaplar pişirilir. Yoğurt ve süt ürünleri satan dükkanlarda gerçekten organik ürünler bulunur. Kendovan, ayrıca doğal petekten yapılma bal üretimiyle de ünlüdür. Buradan alacağınız doğal petekli balları Türkiye'de kime tattırsanız
hayran kalacaktır
 
.
Kendovanda konaklamak isterseniz ev pansiyonculuğu yapanlardan birisini seçmelisiniz. Size sunacakları odalarda genellikle hiç mobilya yoktur
 
 
 
 
 
 
Arg-e Tabriz

Tebriz'deki en önemli tarihi eser Tebriz Kalesi'dir. Bu kale, tamamı tuğla ile örülerek aslen, 500 yıl kadar önce yıkılmışolan bir caminin yerine yapılmıştır. Kalenin bir adı da eski caminin adına gönderme yapılarak Mescidi-i Alişah'tır. Kalenin yüksek surları bir zamanlar idam cezalarının infazı için kullanılırmış 
Babak kalesi

Babek Ayaklanması, Hurremiler Hareketi'nin önderliğini yapan Babek Hurremi komutanlığında Azerbaycan'da Halife Mu'tasım zamanında Abbasiler Halifeliği yönetimine karşı 816-838 yılları arasında 22 yıl boyunca sürdürülen ayaklanma. == Karargah merkezi "Bezz Kalesi" == Karargahı "Bezz Kalesi" olan Hurremdin’iyye Hareketi İsyanı’nda Halife Mu'tasım
Mutasım (d. 794 - ö. 5 Ocak 842), sekizinci Abbasi halifesi. Tümünü oku (yeni pencerede açılır)
’ın altı ünlü komutanı Babek Hurremi tarafından mağlup edilmiş ve bölece "Babek Harekatı" Abbasiler açısından dönemin en korkulu isyanına dönüşmüştü. Halife Mu'tasım bu isyanı bastırmak için son çare olarak Abbasi ordusunun başına bir Türk generali olan Afşın Haydar bin Kavus’u atamak zorunda kalmıştı. General Afşın, Türk
Türk kelimesinin aslı "türümek" fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında "türük" ve nihayet hece düşmesiyle "Türk" kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu'da bir kısım göçebeler de yürümekten "yürük" adını almışlardır.Tümünü oku (yeni pencerede açılır)
 köle askerlerinden müteşekkil olan bu yeni ordu ile isyancıların üzerine yürüdü.. === Bezz Kalesi’nin Abbasiler tarafından fethi === Hurremiler’in karargahı "Bezz Kalesi" Hicri 20 Ramazan 222 / M. 26 Ağustos 837 tarihinde General Afşın Haydar bin Kavus tarafından alındı. tarihinde Halife Mu'tasım’ın huzurunda işkence ile i'dam edildi. Ayaklanma tam olarak sonuca ulaşmasa da, Abbasiler Halifeliği'nin parçalanmasını hızlandırdı
.
Meşrutiyet Binası
 
 
Meşrutiyet ilanı sırasında lider, aktivist, ve sempatizanların olan bir mezarlığa defin yapılırken, edebiyatçıların ve şairlerin isimleri kayıt altına alınmaya başlanmış. Zamanla buraya çok sayıda şairin cenazesi gömülmüş, ünlü şairlerin mezarlarının da katılımıyla burası Şairler Mezarlığı'na dönüşmüş. Günümüzde burada 500 kadar şairin gömülü olduğu söyleniyor. Buradaki mezarların en ünlüsü Tebriz'in yetiştirdiği büyük şair olan Şehriyar'dır
Eski Belediye Binası
 
 havadan bakıldığında bir kartalı andırdığı söylenmektedirTebriz'in sembol binalarından biridir. Mimarı bir Aimandır. Üç cepheli olan yapıya 
 
(Aynalı Dağı (Eynali dağı
 
Tebriz'in sırtını yasladığı bu dağa kolay ulaşım için bir teleferik yapılmış. Dağın tepesinden bakıldığında tüm Tebrizin manzarası görülüyor. Tepedeki restoran da güzel.
Dağa teleferikle değil de araçla veya yürüyerek çıkılırsa daha alt seviyede olan ikinci bir tepeye ulaşılıyor.
Burada iki din adamına ait olan bir türbe var. Bu yapının aslında Zerdüşt inancına ait olduğu ve islam dini yayılırken yıkılmaktan kurtulmak için türbe denildiği söyleniyor. Türbedeki tepeden sonra teleferikle çıkılan tepeye yürüyerek ulaşılamıyor.
Tebrizliler haftasonları dağda yürüyüş yapmak için zirveye kadar çıkıyorlar. Kış aylarında burası bir kayak merkezine dönüşüor.
Lale Park : Tebriz'in Türkiye sınırına yakın ve bir Türk şehri olması sayesinde bölgesinde otoban karşısında modern bir AVM kurmuşlar. Pek çok Türk ve yabancı giyim markaların mağazalarının ve bir süper marketin bulunduğu Lale Parkın üst katında Anadolu Mutfağının hemen bütün örnekleri sunulmakta