Yezd

Yezd'in eşsiz özelliklerinden birisi çölün sıcak rüzgârından faydalanarak evlerin için Soğutma sistemidir. Güney İran'da çokça görülen bu sistemin temelinde “Bad-gir” denilen rüzgar kuleleri vardır. Badgir, çölün sıcak rüzgarını belirli bir açıyla içeri alıp evin alt bölümlerine gelene kadar soğutan bir yüksek baca sistemidir.
Badgirler, qanat sularıyla çalışan ve sadece hava ile çalışan olmak üzere iki çeşittir.
Bir badgirin genellikle 4 yüzlü bir bacası vardır. 6 veya 8 yüzlü olanlarına da rastlanır. Bu bacaların içinde bulunan yönlendirici panellerle çölün sıcak havası hangi yönden eserse essin evin içine yönlendirilir. 
Evin içine giren rüzgar, bacadan aşağıya inerken baca içindeki  levhalara çarparak biraz soğur, bu arada rüzgara ters yöndeki baca egzos etkisi yaparak evdeki sıcak havayı dışarıya atmakta, evin içindeki basıncı azaltarak da vakum etkisini artırmaktadır.
Hava ile çalışan Badgir: Bu hava, kendi basıncı kullanılarak arka taraflardaki başka bir odaya yönlendirilir. Bu odaya giren hava  artık iyice soğumuştur. Soğuyan hava, gene kendi basıncıyla geri döner, bu arada hava biraz ısınmiştir ve egzos şeklinde geldiği bacanın öteki ağzından dışarı atılır.
Su ile çalışan Badgir : Evin altında qanat bağlantısı vardır. Eve ait olan bu qanatın evden birkaç yüz metre uzağında bir sıcak hava girişi bulunur. Bu hava gene önceki sistemdeki gibi elde edilen alçak basınç sayesinde bacadan girer ve qanat boyunca ilerleyerek eve ulaşır. Bu sırada hava, soğuk qanat suyundan geçerken bütün ısısını verir, böylece eve, soğuk hava girmiş olur. Bir süre sonra ısınan hava badgir bacasının egzos çıkışından dışarı çıkar. 
Yezd insanının hiçbir teknoloji bilgisi olmadan sadece kendi tecrübeleriyle icat ettiği badgir ve qanat sistemleri günümüz bilim adamlarını  hayrete düşürmektedir. Badgir sistemleri sadece İran'da değil, Irak'ta, çeşitli Arap ülkelerinde ve Dubai'de kullanılmaktadır. Hatta  Türkiye'de  bile Urfa'da Balıklı Gölün arka tarafında eskiden kalma bir badgir bulunmaktadır.
İran'ın güneyine veya güneydoğusuna yapılacak bir yolculuk mutlaka Yezd'den geçer. Tarih boyunca, İpek Yolunu izleyen kervanlar için de Yezd, önemli bir yol ayırımındaydı, Yezd'in hemen her tarafı çöllerle çevrili olduğundan ve konaklamak için yakınlarda başka bir yer bulunmadığından şehrin önemi daha da artmaktadır.
Yezd'e Sasaniler döneminde Kral l. Yezdgerd'in anısına “Yezdan Gerd" ismi verilmişti. Şehrin tarihi Büyük İskender dönemine kadar gidiyor. 642 yılındaki Arap işgalinden sonra Yezd, tarihi İpek Yolu'nun önemli ve vazgeçilmez noktalarından biri olmuştur. 14. ve 15. yüzyıllarda Cengiz Han ve Timur ordularının yıkımlarından kurtulamayan Yezd, ticaret yolunun üzerinde olmasının avantajıyla kısa sürede toparlanarak bu yıkımların etkisini üzerinden atmayı becerebilmiştir.
Yezd kentinde tüm binalar çöl kumunun sarı rengiyle uyumlu bir tondadır, Yezdliler de bu coğrafyaya uyum sağlamışlar ve ağır çöl koşullarıyla başa çıkabilmeyi öğrenmişler. Örneğin, çok yakın bir geçmişe kadar şehrin su ihtiyacı, yakındaki Şir Kuh Dağlarından Yezdilerin bir buluşu olan ve "Qanat" adı verilen yeraltı sulama sistemiyle sağlanıyordu. Bu kanal sistemi, 45 km. uzunluğundadır. Yezdliler, ülkenin her yerinde qanat imalatı, su getirme ve yeraltı sulama sistemleri konusunda tartışmasız uzmanlıklarıyla aranır olmuştur.
Yezd şehrine yüksek bir yerden baktığınızda göreceğiniz manzara tek kelimeyle muhteşem. Yezd şehrinin İngilizcede "Largest clay city of the World" (Dünyanın en büyük toprak şehri) tanımına hak verecek bir görüntü karşınızda, Yüzlerce Badgirin çatılardaki gölgeleri, binlerce küçük pencereli ve toprak rengi bina, çok büyük olmayan bir şehrin hemen dibinden başlayan çöl ve biraz uzaktaki Dakhme. Çoğunlukla rüzgarlı olan Yezd şehrinde rüzgarın uğultusu size çölün yalnızlığını, bu ortamda yaşamanın zorluğunu ve tarih dönemlerinde kervanlar ile yapılacak yolculukların nasıl olduğunu hissettirecektir.
Yezd'de bugün çok sayıda Zerdüşt yaşamaktadır. Yezd halkı hem doğanın olağanüstü zor koşullarıyla sabırla başa çıkma konusunda, hem de toplumsal yaşamda (özellikle Zerdüşt toplumuyla birlikte yaşama konusunda) karşılaşılan sorunları sakince halledebildikleri için eşsiz bir toplumdur. Zerdüştler, günümüz İran'ında dini ibadetlerini Yezd'de serbestçe sürdürebiliyorlar. Ancak geçmişte, özellikle Arap işgali döneminde yaşanan baskılar Sonucu birçok Zerdüşt tapınağı camiye çevrilmişti.
Yezd şehrini iyice öğrenebilmek ve şehrin gerçek dokusunu hissedebilmek için tek birşey yapmalısınız. Şehrin arasokaklarında kaybolmak. Tamamen toprak malzemeyle yapılmış, çöle aynı renkte, sıvaları yuvarlatılmış olan evlerin arasında, birbirini dik kesmeyen ve zaman zaman kemerlerin tünele dönüstüğü, kıvrıla kıvrıla giden sokaklarda zaten istemeseniz bile kaybolursunuz. Çünkü çevrenizde size yönünuzü gösteren bir tabela veya yüksek bir bina bulamayacaksınız. En iyisi fazla kaygılanmadan kaybolmak. Bakalım bu şehir size ne sürprizler hazırlıyor?
Yezd'deki su kümbetlerinin yapısı da çok ilginçtir. Bunlar, görünüşte zeminle aynı seviyededir; ama içine girildiğinde merdivenle yerin 10 metre kadar altına ulaşılır. Buradaki depolarda bulunan su, kendi kendini soğutan bir sistemle korunur. Yezd kentinde halen işler durumda yüz kadar su deposu bulunmaktadır.

Bagh-e Devlet Abad
 
 
1750 yılında Zendli Kerim Han tarafından ev olarak yapılmıştır.  Güzel düzenlenmiş bir bahçenin içinde estetik bir binadan oluşur. Binanın içindeki olağanüstü güzellikte kafes işi kaplamalar ve renkli camlarla yapılmış dekorlar dikkat çekicidir.  33 metre yüksekliğindeki dev " Badgir", Yezd'deki benzerleri arasında en büyüğüdür.

Emir Çakmak Kompleksi
 
14. yüzyıldan kalma bu yapı, Yezd kentinin sembolü gibidir. Bazaar'ın hemen yanında bulunan, geleneksel dört eyvanı, ön yüzünde bulunan bir çok küçük kubbesi ve kemerleriyle heybetli bir yapıdır. Giriş kapısının tavanındaki hat yazıları çok estetiktir.
Binayı yaptıran kişi Vali Emir Celaleddin Çakmak'ın eşi Bibi Fatima Hatun'dur. Binadaki mihrap bölümü mermerden yapılmış, ve etrafına dekoratif Çinilerle Kur'an-ı Kerim'den ayetler işlenmiştir.
Emir Çakmak Camii
 
Emir Çakmak kompleksinin hemen yanındadır. Burada her yıl “Taziye” isimli geleneksel yas tutma törenleri yapılır. Bilindiği gibi, üçüncü İmam olan İmam Hüseyin, Muharrem ayının 10. gününde şehit edilmiştir, bu olayın yası, her yıl bu dönemde tutulur.
Nakhl Palmiyesi Aracı
 
Emir Çakmak Külliyesinin bahçesinde yaklaşık 10 metre
yüksekliğinde, ahşap yapılı ve palmiye şeklinde bir araç göreceksiniz. Bu aracın ismi “Nakhi”dır. Bu kocaman araç İmam Hüseyin (3. İmam) tabutunu sembolize eder. Palmiye yaprağı şeklinin Kerbela olaynın Mezopotamya bölgesinde olmasıyla ilgisi olduğu söylenmektedir.
Aşure Günü'ne birkaç hafta kaldığında bu aracın Süslenmesi başlıyor. Önce, aracın bir yüzü küçüklü büyüklü aynalarla donanıyor. Bu aynaların imam Hüseyinin şehit edilmiş bedenini aydınlattığına inanılıyor. Daha sonra aracın her yeri acı, üzüntü ve yas sembolü olarak siyah kumaşlarla kaplanıyor.
Bu siyah örtünün üzerine yüzlerce kılıç, hançer ve pala asılıyor. Bunlar da İmam Hüseyin'in yaralanmasını Sembolize ediyor. Ayrıca, aynalar, meyveler, gelin telleri ve renkli ipek peçeteler aracın her iki yönüne asılıarak törene hazır hale getiriliyor.
Aşure Günü, 20 kadar kişi Nakhl aracına çıkarak, ellerinde davullar ve zillerle ritim tutar, ilahiler, ağıtlar Kuran'dan ayetler okurlar. Çevredeki halk da bunlara katılır. Bu sırada derin duygular yaşanır, birçok kişi ağlar.
Bu törenlerin en canlı ve en yoğun yaşandığı yer, Yezd yakınlarındaki Taft kentidir. Yezd kentinde oturan bazı Zerdüştlerin de bu törenlere zaman zaman katıldıkları gözlemlenmektedir.
Nakhl aracı çıplak ayaklı, paçalarını dizlerine kadar sıvamış birçok kişi tarafından omuzlara alınıp taşınır. Meydanda birçok kez dolaştırıldıktan sonra tekrar yerine konur.
Emir Çakmak yerleşkesindeki bu aracın yapılış tarihi, tam olarak bilinmiyor. Ancak üzerindeki yazıtta 1850 yılına ait olduğunu gösteren bir işaret bulunuyor.
 
 
Dakhme - Sessizlik Kulesi
 
Zerdüşt inancına göre, yeryüzünün ve toprağın temiz kalabilmesi için ölü bedenleri gömmek veya yakmak yerine kulelerde vahşi hayvanların yemelerine terk etmek gerekir. Zerdüştler, bunun için şehirlerin dışında büyük kuleler kurmuş ve ölülerini buraya bırakmışlardır. Bırakılan ölünün başında bir rahip bekler ve vahşi hayvanların hangi gözünü daha önce yiyeceğini gözlerdi. Sağ gözün önce yenilmesi ruhun iyi bir geleceğe kavuşmasi, Sol gözün önce yenilmesi ise ruhun azap görmesi demekti.
1960'lı yıllarda Zerdüştlerin Sessizlik Kulelerini kullanmaları yasaklanmıştır.
Burada göreceğiniz iki Sessizlik Kulesinden birisi Mankji isminde ve 1225 yılında yapılmış, öteki ise Gülistan isminde ve yapım yılı 1310.
Tepeye tırmanmadan önce dağın eteklerinde bulunan yapılara da girin. Bina kalıntılarının biri, kısmen kumlarla kaplı olmasına rağmen özelliklerini halen korumaktadur. Bu yapi, Zerdüşt geleneklerine göre ölü bedenlerin bir süre bekletildiği bir mahzen ve onun üstünde cenaze törenlerine katılanlara verilecek yemeklerin hazırlandığı mutfak bölümünü içerir.
Sessizlik Kulesi'ne ulaşmak için dolambaçli ve dik bir yoldan 15 dakika kadar yürümeniz gerekir. Tepeye ulaştığınızda güzel bir Yezd manzarası sizi bekliyor olacaktır.
Dakhme'nin hemen yanında Zerdüştler için bir mezarlık kurulmuştur.
Artık Zerdüştlerin ölülerini vahşi hayvanlara terk etmelerine izin verilmiyor. Zerdüşt toplumu, ölülerini hepsi Standart biçimde yapılmış mezarlara metal kutular içinde defnediyor. Dakhme'nin bulunduğu yer, Yezdʼin 3 km kadar dışındadır. Buraya ulaşmak için taksi tutmak en uygunudur. Dakhmeye giriş için bin tümen alınıyor. 

KUŞ-ADAM
 
Yezd'teki Zerdüşt tapınağı binasının çatısında "Fravahar" denilen kuş-adam sembolü vardır. Bu Sembolün açıklaması şöyledir. Üç katlı tüyleri olan kanatlar, Zerdüşt dininin temelini oluşturan ve düşüncede, sözlerde ve davranışlarda saf olmayı temsil eder. Üst kanatlar düşünceyi, orta kanatlar sözleri, alt kanatlar ise eylemleri gösterir. Kuyruk ise kötülük sembolüdür. Kuş adamın elindeki çember iyiliği, belindeki çember ise iyilik ve kötülüğün buluşmasını simgeliyor. Sol tarafa doğru olan baston iyiliğe doğru adım atmayı, diğeri ise gerilemeyi ve kötülüğe doğru gitmeyi simgeliyor.


Zerdüşt Tapınağı 
(Atieşgede)
 
 
Zerdüşt dininin en önemli ateş tapınaklarından biridir. Ayetullah Kaşhani Caddesi’nin doğu kısmında bulunur, Binanın içindeki küçük müzedeki kutsal ateş, 470 yılından beri hiç Sönmeden yakılı tutulmaktadır. Görevli rahipler, badem ağacı veya kayısı odunları ile ateşi beslemekte ve 24 saat süreyle hiç sönmeden yanmasını sağlamaktadırlar. Bu ateş Yezd'e Ardekan'daki orijinal yerinden 1940 yılında nakledilmiştir.
Müzedeki tablolardan birinde bulunan Zerdüşt Peygamber'in büyük boy temsili bir portresi dikkatinizi çekecektir. Duvarlarda Zerdüştlerin kutsal kitabı olan Avesta'dan bazı ayetler ve açıklamaları Farsça ve İngilizce olarak yer almaktadır.
Binanın girişinde Zerdüştlerin kuş-adam sembolünü görebilirsiniz. Binanın mimarî yapısı, Hindistan'daki Zerdüşt tapınaklarıyla benzerlikler taşır.
Zerdüşt toplumunun İran'da yaşadıkları baskılar nedeniyle buradaki kutsal ateşi Hindistan'da Mumbai kentine taşıyacakları konuşuluyor.
Böyle bir şey gerçekleşecek olursa İran topraklarındaki çok önemli bir dini merkez ve onunla birlikte büyük bir dini azınlık burayı terk edecek, İran'ın önemli kültür ve turizm merkezlerinden birisi de zamanla çekiciliğini yitirecektir,
Ateşgede bahçesindeki ikinci binada Zerdüşt kültürünü yansıtan giyimler, dini törenlerden fotoğraflar ve bazı dini semboller sergilenmiş. Bu fotoğraf ve çizimlerden en ilginci İrandan Hindistana göç ederek Mumbai şehrine yerleşen kişilerin ayırdedici tarzdaki giyimlerini gösteren çizimlerdir.
 

Cami Mescidi
Diğer adı Cuma Mescidi olan bu cami, değişik dönemlere ait Stillerin uygulandığı ilginç bir yapıdır. 1365'de yapılmıştır. Minareleri, 48 metrelik yüksekliği ile İran'daki bütün camiler arasında birinci gelir. Bu minareler, tümüyle mavi çinilerle ve çok güzel motiflerle kaplıdır. Bu mavi renk, çevredeki çöl ve Yezd binalarII ile hem bir uyum hem de bir kontrast
oluşturmaktadır.
Binanın içinde uzun ve geniş bir bahçeyle ulaşılan bir eyvan bulunur. Bu eyvandaki üzeri mozaik fayansla kaplı kubbe, kendi türünün en güzellerinden biridir. Mihrap da fayans mozaik ile kaplıdır. Caminin eskiyen ve kırılan çini işlemeleri yakın zamanda restore edilmiştir.
Eski dönemlerde bu caminin yerinde bir Zerdüşt tapınağının bulunduğu ve sonradan camiye çevrildiği söylenmektedir.
Bu Caminin minarelerinde cuma günleri bir tür Çöpçatanlık uygulanır. Bekâr kadınlar çadoorlarına birer asma kilit takılı olduğu halde caminin minaresine çıkar. Kilidin anahtarını bahçedekilere fırlatır. Kadını bir erkek beğenirse kilidi alır ve kadınla birlikte bir tatlıcıya giderler.
Yezd'deki yaygın inanışa göre bu tanışmanın uğurlu bir yanı vardır ve bu çift büyük ihtimalle evlenir


Su Müzesi
 
Iranlılar içme suyu ve sulama Suyunu taşımak için yaptıkları "Qanat" adı verilen yeraltı kanallarını iki bin yıldan beri kullanıyorlar. Bir Qanat inşa etmek için öncelikle bir yeraltı su kaynağı bulmak gerekiyor. Bu da yerin yaklaşık 100 metre kadar altında bulunuyor. Kaynaktan suyu yukarıya doğru kendi kendine çıkartabilmek için çok hafif eğim verilen ve bazen çok uzun yollardan dolaşan tünellerin yapılması gerekiyor.
Su Müzesi'nde şehrin merkezinden geçen bir Qanat yapısnın orijinal halini görebilirsiniz. Müzenin girişinden merdivenle yeraltına inmeye başladığınızda yukardaki kuru havanın yerini, rutubetli bir havaya bıraktığını ve ortamın serinlemeye başladığını hissedeceksiniz. Müzedeki özgün Qanat, 50 metre kadar derinlikte bulunuyor. Ayrıca qanat yapımında kullanılan aletler, eski Qanat yollarını gösteren haritalar gibi bilgiler, müze girişinde sergilenmiş. İran'da toplam 50 bin kadar Qanat yapısının bulunduğu tahmin ediliyor.
 

Ziyaiye Okulu ve İskender'in Hapishanesi
On iki İmam Türbesinin hemen yanında bulunan bu kubbeli yapının içinde iki önemli mekan bulunuyor.
1360 yılında Ziyauddin Hüseyin Razi tarafından yapılmış olan bu bina, Ziyaiye Okulu adı altında medrese eğitimi için kullanılmıştır. Girişin sağındaki kubbeli yapı Moğol dönemine aittir. Kubbenin iç yüzeyinde kabartma şekilde ve kufi tarzında yazılar bulunur. Burada ayrıca çeşitli minyatürlerin var olduğu; ama zamanla kaybolduğu düşünülmektedir.
Ziyaiye Okulu'nda ise yüksek girişli bir kapi, iki minare, kütüphane, mutfak ve banyo bulunmaktadır.
Okulun temeline giden merdivenlerden inerseniz derin, daire şeklinde tuğla yapılı ve Zendaan-e Eskandar (İskenderin Hapishanesi) denilen yere gelirsiniz. Bu yerin Büyük İskender'in savasta yakaladığı esirleri hapsettiği yer olduğu düşünülmektedir. İskender'in, çöl ortamında zaten kendi kendine ölürler, beklentisiyle esirleri öldürmeyip bu zindana attığı Söyleniyor.
12 İmam Türbesi
 
12. yüzyıldan kalma bu türbe, On iki İmam için temsili cenaze törenlerinin yapıldığı yerdir.
İçinde 3 satırlık Kufi yazısıyla On iki imamın isimleri yazılmıştır. Mozole, küçük, toz toprak içinde ve unutulmuş gibi görünür; ama o dönemden geriye kalan nadir birkaç yapıdan biri olduğu için çok değerlidir.

.
Sahib-i Zaman Zurhanesi
Yezd'in tam merkezinde bulunmak gibi bir şansı olan bu Zurhanenin akşam üzeri yapılan antremanlari büyük bir ilgi görür. Genellikle yabancı tur gruplari her akşam 18.30 ve 20.00 saatlerinde iki kez yapılan gösterileri izlemek için daire şeklinde düzenlenmiş Zurhanenin sıralarını doldurur. Bizce İsfehan'da, mahalle arasında kalmış, otantik özelliğini koruyan zurhaneleri görme şansını bulan birisi buradaki antremanların birer Show / gösteri halini aldığını hemen anlayacaktır. Salondaki Çalgıcıların önünde bulunan kocaman bir dijital saat de gösterilerin biteceği zamanı unutmamaları için konulmuştur, ancak otantik olması gereken bir ortamda bu kadar büyük bir dijital gösterge buraya kesinlikle uymuyor.
Gösteriden sonra Zurhane'nin altından geçen bir qanat yapısını görmek için biraz dik yapılmiş merdivenlerden aşağıya inebilirsiniz. Zurhane, 1580 yllında ab-anbar, yani su deposu olarak yapılmış.
Bu zurhanenin girişinde bilet almak gerekiyor. Ücret : Kişi başı 4 bin tümen
Bazaar
Yezd kentinde 12 tarihi pazar bulunur. Bunlardan en önemlileri Han Pazarı, Kuyumcular Pazarı ve Pencah Ali Pazarı'dır. Bu pazarlarda şehrin kültürel zenginliğini gösteren yerel desenler işlenmiş ipek, keşmir yünü, brokar ve Yezd şalı gibi tekstil ürünlerini satın alabilirsiniz. Ayrıca Yezd'in pasta ve tatlıları da çok ünlüdür. Baqlava, quttab gibi yerel tatlı çeşitlerini tatmanızı öneririz.v

بازدید امروز این صفحه : 2
تعداد بازدید تا کنون : 45