Sosyal Yaşam

İran’da Kıyafet Yönetmeliği

İran’da kadınlar ne giyiyor?: Kadınların yüzlerini kareye oturtmak için saçlarının kamçılanmasına izin vermek oldukça kabul edilebilir. Uygun şapka ve kapaklar bu işlevi yanı sıra eşarplar da yapabilir. Baş için en yaygın örtü örtüsü Farsça’da “Roosari” olarak anılır. Gövde: Erkek gömlek, ceket veya manteau gibi gevşek giysilerle kaplanmalıdır. En yaygın üniforma, baş ve boynu gizlemek için bir baş eşarp (roo-sari, روسری), roo olarak bilinen biçimsiz, diz boyu cekettir -poosh (روپوش) ve uzun bir elbise ya da pantolon çifti.

İran’da yolcular için gümrük kuralları: İran Gümrük İran İslam Cumhuriyeti’ndeki varlığından onur duyar. Bu defter, sizi İran’ın gümrük mevzuatına uyacak şekilde tasarladı ve ihtiyacınız olan önemli noktaları ve bilgileri açık bir dille açıklamaya çalıştı. Gümrük düzenlemelerinin, insanın sağlığını, güvenliğini ve sağlığını, çevreyi ve bitki ve hayvan türlerinin korunmasını ve gümrük yetkilileri ile işbirliğinizi korumak in bu hedefe ulaşılmasına yardımcı olacağı belirtilmelidir.

İran İslam Cumhuriyeti’nin Gümrük Kanunu’nu, yolcu yönetmelikleri tartışmasına girmeden daha çok tanıtmaktayız. Gördüğünüz herhangi bir yerde, bu, İran gümrük memurlarının varlığına işaret eder ve bilgi için bu kişilere veya gümrük bürolarına başvurabilirsiniz. Bu rozet, gümrük memurlarının kimlik kartlarında da görülebilir. Ayrıca, erkek gümrük memurları, montları, pantolon ve gömlek üniformalarının üniformaları iki renktedir: beyaz ve mavi, ve kadın üniformalarının renkleri.

Yolcu eşyaları için gümrük düzenlemeleri

İran’dan ayrılacak olan İranlı veya diğer ülke vatandaşları seyahat ekipmanları ve kişisel eşyalara ek olarak, seyahat edenler giriş kodunda öngörülen sınırlara kadar her türlü mal ve İran dışı mallarda İran mallarını taşıyabilirler. Her iki mal gruplarının da ticari bir yönü yoktur. Antik nesneler ve ders kitapları yasaklanmıştır. Resmi olarak İran’da istihdam edilen veya okuyan yabancı uyruklular, öğrenimlerinin veya çalışma bitiminde evlerinde yetiştirilen aletleri lisans veya kartvizit olmadan ülkeden çıkarabilirler.

Kuru bakliyat

Kuru bakliyat alan yolcuların ticari açıdan mümkün olmayan derecede ayrılmasına izin verilir. Her pasaport için izin verilen maksimum fıstık miktarı 10 kg ve safranın pasaport başına 100 gramı vardır. Bu kısıtlamalar, pasaport sahibi turistler için geçerli değildir.

Antep fıstığı, dereotu ve safran, Akabe’ye ve diğer kutsal bölgelere seyahat edenler için yasaklanmıştır.

İran halısı

Her yolcuya 20 m2’ye kadar el yapımı halılardan çıkarılmasına izin verilmektedir.

Kara ve deniz sınırlarına ek olarak hava sınırlarında yolcuların halı çıkarmasına izin verilmektedir. Tarihsel ve kültürel miras değerlerine sahip değerli halıların ve diğer objelerin çıkışı ise yasaklanmıştır.

Irak, Suriye ve Suudi Arabistan’a gidecek olan yolcuların ise halı çıkarılmasına izin verilmektedir.

İran’a Para Giriş ve Çıkışı

İran’a girecek olan yolcuların döviz cinsinden 5.000 dolardan fazla miktarı için başvuru formunu doldurması ve sınır polisine ibraz etmesi gereklidir.

İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası düzenlemelerine uygun olarak, yabancı bir yolcu ile yurt dışında 5.000 dolara kadar banka havalesi şeklinde veya diğer para birimlerine eşdeğer olarak döviz çekilmesi ve 5.000 dolardan fazla verilmesi döviz beyannamesinin veya ilgili banka dekontunun sunumu ile yabancı para cinsinden veya hesap para birimi veya para birimi satışı ile bir banka hesabında ödeme yapan herhangi bir banka belgesi, banka şubesinin mührüne bağlıdır.

İran Riyalinin yolcu başına İran’a varış veya İran’dan dönüş miktarı 500.000 Riyal’a kadardır.

Altın ve gümüş

Kolye, bilezik, küpe, yüzük ve saat gibi takılarla İran’a girişler olağan karşılanmaktadır.

İran’dan ayrılırken yolcu başına 150 grama kadar çeşitli altın eserlere izin verilmektedir.

Sözü edilen nesnelerin kültürel ve tarihi sayılmaması koşuluyla eserler ve gümüş eşyaları hediye ve hediyelik eşya olarak turistler tarafından çıkarılması maksimum 3 kg ile sınırlandırılmıştır.

Resim ve antika eşyalar

Antik nesnelerin, orijinal eserlerin, kitapların ve litografların, kaligrafik parçaların, minyatür kağıtların, değerli madeni paraların ve herhangi bir tarihi veya kültürel mirasın çıkarılması yasaktır.

Silahlar ve mühimmat

Silah, mühimmat ve askeri teçhizatın ülkeden çıkarılması yasaktır.

Şehriyar’ın Hayatı ve Eseri

(D. 1906 – Ö. 18 Eylül 1988). Şiirlerinde kullandığı Şehriyar mahlası ile tanınır. Azeri Türklerinden olan İranlı şair, şiirlerini hem Azeri Türkçesi hem de Farsça yazmıştır. Asıl adı Muhammed Huseyin Behcet-i Tebrizî’dir

İran Türklerinden olan Şehriyar,1906’da Tebriz’de doğdu. Babası Mirismail Ağa Hoşgenabî, bir avukat ve hattatdır. İlköğrenimini doğduğu şehirde tamamlayan şair, Medrese-i Talibiye’de aldığı Arapça ve Arap edebiyatı eğitiminin yanı sıra, Fransızca öğrendi. çocukluk yılları baba yurdu olan Karaçemenin Hoşgenap kasabası Heydarbaba köyünde geçmiştir. Köy adını eteklerinde kurulduğu Heydarbaba dağından almıştır. 1921 yılında Tahran’a gelerek Dar-ül Fünun okulunda tıp eğitimi almaya başlar. Şehriyâr, doktorluk eğitiminin son sınıfında sonu olmayan bir aşka tutulur, 1924 yılında aşkının peşinden Horasan’a gider ve tıp fakültesinin son sınıfından mezun olamadan ayrılır. 1935 yılında Tahran’a geri dönerek İran Ziraat Bankasında çalışmaya başlar. Orta Okul’dan sonra Tahran’a giderek liseyi bitirdi ve Tıp fakültesine girdi. Tıp fakültesinin son sınıfından ayrıldı. Çeşitli memuriyetlerde çalışmaya başladı.

Şairliğinin ilk zamanlarında “Behcet” mahlasını kullanmış, sonraları iki defa Hâfız falına bakarak kendisi için bir mahlas istemiş, faldan aşağıdaki iki beyit çıkınca, mahlasını “Şehriyâr” olarak değiştirmiştir.

“Felek devlet zikkesini Şehriyâr’ların adına bastırdı.

“Kendi memleketime gidip kendi Şehriyar’ım olayım.”

Şehriyar ön sözünü dönemin bilinen şairlerinden olan Bahtiyar, Nafisi ve Muhammed Tagi Bahar’ın yazdığı ilk şiir kitabını 1929 yılında yayınladı.

Şehriyar 1934 yılında çok sevdiği babasını kaybedince ruhsal bir bunalıma girmiştir. Babası Hacı Mir Aga Hoşgenâbî’ 1934 yılında ölmüş ve Kum şehrine gömülmüştür.  Babasının ölümü Şehriyar için son derece zor gelmiş ve bunalıma kapılmıştır.Bu sıkıntılı yıllarını atlatmasında annesinin büyük yardımı olur. Bu ızdıraplı ruh halinin tesiri ile çocukluk yıllarının geçtiği bölgeye gider ve doğduğu yerlerin çok değiştiğini görür. Annesinin de Şehriyar’a Farsça değil kendi dilinde şiirler yazmasını arzu etmesinden dolayı Heydar Baba’ya Selam şiir’i doğacaktır. Şehriyâr, genç yaşında evlendi. Bu evlilikten bir kızı oldu. Çalıştığı bankadan emekli olunca daha sakin bir hayat sürmeye başladı.

Şiirlerinde şair Hafız, Sadi, Fuzuli, Vakif, Sabir’den etkilendiği görülen şair, ana dilinde kaleme aldığı Heyder Babaya Salam şiiri ile Türkiye’de ve Sovyetler Birliğindeki Türk Cumhuriyetlerinde de büyük bir üne kavuştu.Şehriyar İran’da 1979 yılında yapılan İslam devrimini destekledi. Haydar Babaya Selam şiirinin 76 kıt’alık birinci bölümü 1964’te Ahmet Ateş, 49 kıt’alık ikinci bölümü de 1971’de Prof.Dr. Muharrem Ergin tarafından ülkemizde yayınlanmıştır.

Türk dünyasının özellikle de Azeri şiirinin en büyük şairlerinden birisi olan Şehriyar, asıl ününü Farsça şiir söyleme sahasında yakalamış olmasına rağmen, Türk dünyasında tanınmış olmasını “Haydar Baba’ya Selam” şiirine borçludur. Şairin dört ciltten oluşan külliyatının dördüncü cildi, Türkçe şiirlerinin toplandığı kitaptır. Bu ciltte toplam 74 şiir yer almaktadır. Şehriyar’ın Türkçe divanında göze çarpan en önemli özellik, hiç şüphesiz onun kendi halkına, adet, gelenek-göreneklerine, anadili olan Türk Diline önem vermiş ve üstün görmüş olmasıdır. Örneğin, “Türk’ün Dili” isimli şiirinde bunu açıkça dile getirmektedir. “Haydar Baba’ya Selam” manzumesi iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümü, ilk defa 1331/1952 yılında Tebriz’de “Hakikat Yayınevi” tarafından basılmıştır. İkinci bölümü de ondan kısa bir süre sonra basılıp ya­yınlanmıştır. Birinci bölüm 76 kıtadan, ikinci bölüm ise 49 kıtadan ibarettir. Dr. Yusuf Gedikliye göre Haydar baba’ya Selam adlı şiiri 1953’te yazılmış, 1954’te basılmıştır.